


Nip Tuck’tan bir ameliyat sahnesi. Kadının yüzündeki
deriyi yüzüp, yenisi ile değiştiriyorlar.
21 yaşındaki zihinsel özürlü bir erkeğe otopsi yapılıyor.
Suyun içindeyken epileptik atak geçirmiş ve boğulmuş.
İkinci bölüm
Karın açılmış ve organlar ortaya çıkmış. Karaciğeri alıyorlar.
üçüncü bölüm
Karın organlarını almaya devam. Midenin içinden bir kurt çıkıyor.
Dördüncü bölüm
Yüzün ve kafatasının derisini sıyırıp kafatasını ortaya çıkarıyorlar.
Böylece kafatasını testereyle kolaylıkla kesiyorlar.
Son bölüm
Ve beyini çıkarıyorlar

Columbia Üniversitesi ve Dünya Bankası uzmanları,
önümüzdeki yıllarda yaşanacak sel, kasırga, deprem,
volkan ve toprak kayması gibi doğal felaketlerin
farklı ülkeleri nasıl etkileyeceğini araştırdı ve risk haritaları hazırladı
Haritalara göre felaket bulutları tam da Türkiye’nin üzerinde.
Özellikle deprem ve kuraklık açısından ülkemiz büyük
tehlike altında görünüyor. Uzmanlar Türkiye’nin ciddi can
ve mal kaybı yaşayacağını öngörüyor…
EN ÇOK ÖLÜM SAHİL ŞERİDİNDE OLACAK
DÜNYANIN risk haritalarında deprem, kuraklık ve selin
ayrı ayrı büyük ölümlere yol açacağı görülüyor.
Ölüm oranları açısından hazırlanan haritaya göre
Türkiye’nin özellikle Ege, Akdeniz ve Karadeniz
sahil şeridindeki birçok kişi deprem nedeniyle hayatını
kaybedecek. Deprem ve toprak kayması gibi yer hareketleri
tüm dünyada ise en çok Doğu Avrupa, Anadolu ve Orta
Asya’da can alacak. Asya ülkelerinin büyük bölümünde sel,
Afrika’da ise kuraklık nedeniyle
milyonlarca kişinin öleceği tahmin ediliyor.
EKONOMİMİZ ALT ÜST OLACAK…
UZMANLARIN hazırladığı ikinci harita ise doğal felaketlerin
ülkelere ne kadar ekonomik zarar getireceğini öngörüyor.
Bu haritaya göre Türkiye genelinde jeofizik, yani deprem
ve toprak kaymaları, kuraklık ve suya bağlı nedenler
yüzünden büyük ekonomik kayıplar yaşanacak. ABD,
Avrupa ve Avustralya’da da kuraklığa bağlı ekonomik
zarar görülecek. Amerika kıtasının doğusu, Asya’nın
güneydoğusu ve Avrupa’nın genelinde de sele bağlı
ciddi bir ekonomik gerileme olacak.

Bir santimetreyken suya atılınca 7-8 Çİn tarafından dünyaya
ihraç edilen ve “büyüyen eğlence” olarak bilinen silikonlu oyuncaklar
korkutuyor. Ham maddesi silikon ya da sünger olabilen
“büyüyen eğlence” kırtasiyelerde, oyuncakçılarda ve
bazı marketlerde paketi 1 ile 2 YTL’den satılıyor.
Farklı renklerde çocukların ilgisini çekecek biçimde
üretilen, sıcak ya da ılık suya konulduğunda farklı hayvanların
şeklini alan kapsüllerin çocuklar tarafından yutulması durumunda
ise ciddi sağlık sorunları ortaya çıkıyor. Suya atılmadan önce
bir santimetre boyunda olan, suya atıldıktan birkaç dakika sonra
ise 7-8 santimetre büyüklüğüne ulaşan ’büyüyen eğlence’nin son
kurbanı ilköğretim 1’inci sınıf öğrencisi Batuhan Sürgeç oldu.
’Büyüyen eğlence’yi jelibon sanarak yiyen Batuhan ameliyat edilecek.
Üzerinde “3 yaş ve altındaki küçük çocuklar için uygun değildir.
Yiyecek değildir” gibi ifadeler yer alan oyuncakla
ilgili olarak çocuk doktoru Ali Tırtır uyarıyor:
“Beş yaşın altında yutma fonksiyonu tam gelişmediği için
küçük parça içeren abaküs ve benzeri oyuncakların
çocuklara verilmesi sakıncalı olabilir.
Beş yaşındaki bir çocuğun akciğerine abaküs
boncuğu kaçtığı için beyin ölümü gerçekleşmişti.
Söz konusu oyuncağın dışkıyla atılamaması
durumunda operasyon kaçınılmazdır.“
5 DAKİKADA ATA DÖNÜŞTÜ
VATAN ekibi bir oyuncak mağazasından 2 YTL’ye aldığı ’
sihirli kapsüller’den ikisini su dolu bardağa attı. 5 dakika
sonra kapsüllerden biri ata, diğeri ineğe dönüştü.
Bu değişimi hayranlıkla izleyen küçük çocuklar
oyuncağı yediğinde ise büyük tehlike oluşuyor.

Fransız lisesi St. Michel’de dersin ahengini bozan
9 öğrencinin ceza olarak yönetimin ‘anfi’, velilerin ise ‘
hücre’ dediği odalarda 2 gün boyu kapalı tutulduğu ileri sürüldü
MAHKUMLARA verilen hücre cezasının benzerinin İstanbul
Osmanbey’deki Saint Michel Lisesi’nde uygulandığı iddia edildi.
İddiaya göre, lisede olaylar 2 yıl önce başladı. 9 öğrenci, derste
huzuru bozdukları gerekçesiyle, velilerin ‘hücre’ okul yönetiminin
‘anfi’ dediği bodrumda 2 gün tutuldu. Bu iddia, önce okulun vermek i
stediği ‘5 gün okuldan uzaklaştırma’ cezası üzerine velilerin yaptıkları
şikayetle ortaya çıktı. Milli Eğitim müfettişleri, 9 öğrencinin
4-5 metrekarelik kapalı odada 2 gün tutulduğu
iddiası hakkında ön inceleme başlattı.

Hakkâri Yüksekova’da, PKK’lı teröristlerin Irak sınırındaki Dağlıca’da konuşlu tabura 21 Ekim 2007’de düzenlediği baskın sırasında Dağlıca Tabur Komutanı olarak görev yapan Kurmay Yarbay Onur Dirik, görevinden alınarak daha pasif bir göreve atandı.
Kamuoyunda büyük infial yaratan baskın sırasında teröristler 12 askeri şehit etmiş, 16 asker yaralanmış, 8 askerle irtibat kesilmişti. Teröristler tarafından kaçırılan askerlerin Kuzey Irak’a giden DTP milletvekilleri tarafından teröristlerden teslim alınarak Türkiye’ye getirmesi günlerce tartışma konusu olmuştu.
Milliyet Gazetesi’nden Barkın Şık’ın haberine göre Dağlıca Tabur Komutanlığı’na geçen yıl getirilen, baskın sonrasında eleştirilerin hedefi haline gelen ve hakkında idari tahkikat başlatılan Yarbay Dirik, dün görevinden alındı. Dirik, Afyonkarahisar’da konuşlu İkmal Komutanlığı’nın Lojistik Şube Müdürlüğü’ne atandı.
Youtube’daki ses kaydı
Dirik, son olarak geçen hafta Youtube’a düşen bir ses kaydı ile gündeme gelmişti. Dirik’e ait olduğu öne sürülen ses kaydında, özetle şu ifadeler yer almıştı:
“Bizim bu olaydaki dehşet hatamızı söyleyeyim mi size? Benim kesinlikle tabur komutanlığından alınmam lazımdı, bu hata üzerine. Ne, biliyor musun? O Ramazan Yüce’nin o telsizin başına konulması. Eğer bu konudaki suçluyu bulma konusunda detaylı bir soruşturma yapılsaydı ben belki kurtarırdım paçayı. Çünkü hakikaten eğiliyordum bu konu üzerine. Ama birileri paçayı kurtaramazdı, kesin. O kadar gelişmiş sistemimiz yok daha.
Geliyor da tamam da kardeşim, hadi tespit edemedin, onu anladık. Ne yapayım edemedim yani, ‘uğraştım ama edemedim’. Lan etmene gerek yok ki, herif diyor zaten. İkinci bölükten gidin alın herifi. Kendi eliyle size ‘Ben PKK’lıyım’ diyor. ‘Ben örgüt propagandası yapmaktan, şundan bundan şu şu tarihler arası Diyarbakır, bilmem ne cezaevinde yattım’ diyor. Kâğıdını bir çıkarıyorsun 8.5 ay yatmış herif yani. Biz bu herifi teröristlerin dinlendiği telsize koyuyoruz. ”

Aç-kapaya dönen video sitesi Youtube, Türkiye’de 10 gündür kapalı.
Aç-kapaya dönen video sitesi Youtube, Türkiye’de 10 gündür kapalı. Ne zaman açılacağı ise belli değil. Son dönemde Youtube’u dünyada kapatan ülkeler arasında bir Tayland, bir Çin, bir de Türkiye var. Kapatmak gerçekten de sansür olarak çağımıza yakışmıyor çünkü bir çözüm değil. Unutmayalım ki tüm dünya kapatılan bu video görüntülerini izliyor. Yasak sadece Türkiye’den internete bağlananları kapsıyor.
İşin en ilginç ve şimdiye kadar üzerinde durulmayan yanı ise bilişim alanındaki sivil toplum örgütlerinin bu konuda sessiz kalması. Bilişimle ilgili her konuda kamuoyu oluşturmaya çalışan, demeçler veren, yetkililerle görüşen örgütler sıra sansüre gelince sessizliğe bürünüyor.
TBV, TBD, TİD…
Türkiye Bilişim Derneği (TBD), Türkiye Bilişim Vakfı (TBV), Tüm İnternet Derneği (TİD) ve Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (Telkoder) bu örgütlerin başında geliyor. Bu dernekler şimdiye kadar Youtube sansürüyle ilgili en ufak bir açıklamada bulunmadı. TBV, Türkiye’de yenilikçilerin destekçisi. Üye sayısı 9 bini aşan TBD ise, alanında en büyük sivil toplum örgütü.
Bilişim ve e-dönüşümle ilgili olarak pek çok gelişmenin beklendiği bugünlerde sivil toplum örgütleri sanırız şimşekleri üzerine çekmek istemiyor. Ama bu arada olan Türkiye’deki internet kullanıcılarına oluyor.
Ayrıca Youtube’a yapılanlar sansürün bir gün internette herkesin başına gelebileceğini gösteriyor. Türkiye’deki birçok site kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya. Yasaklar bir anda yayılabilir. Eğer korkulan olursa sessiz kalmanın çözüm olmadığını o zaman birlikte göreceğiz.
Kapattık, kapattık, kapattık!
12 Mart tarihinde Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin aldığı kararla erişimi engellenen Youtube.com sitesine, kapatma üstüne kapatma geliyor.
Bilindiği gibi mahkeme, Atatürk, annesi Zübeyde Hanım ve Türk bayrağına ağır hakaretler içeren görüntülerin yer aldığıYoutube’u kapatmıştı. Bunun ardından siteye 2 yasak daha geldi. Bu kez yasağa hükmeden kararlar, Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi ve Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nden çıktı.
Uygulanan yasak nasıl kaldırılıyor?
Milyonlarca videonun gösterildiği Youtube, bilindiği gibi Google tarafından satın alındı. Youtube’un yönetimini Google Inc. yapıyor. Türkiye’de ise Google Türkiye var. Ancak Youtube operasyonu henüz Google Türkiye’ye devredilmedi.
Bu yüzden Google Türkiye yöneticileri konuyla ilgili bir çalışma yürütmüyor ve görüş bildirmiyor. Youtube’un Türkiye’deki kapatılma kararıyla ilgili işlerini ise şirketin anlaştığı avukatlar yürütüyor.
İlgili yasak kararının hangi video görüntüleri için uygulandığını öğrenen avukatlar ardından bunları ABD’deki merkeze bildiriyor. Şirket bu görüntüleri kaldırdığını avukatlara haber verdikten sonra, yasağın kaldırılması için mahkemeye başvuruda bulunuluyor. Mahkeme yasağı kaldırma kararı verirse, Türk Telekom ve diğer internet servis sağlayıcılar yasağın teknik olarak ortadan kalkmasını sağlıyor.
Dikkat Youtube izleniyor!
Geçmiş yasaklarda Youtube, birkaç gün içinde yasağa konu olan videoların kaldırılmasıyla yeniden erişime açılıyordu. Bu kez yasağın 3 mahkeme kararını kapsaması, dolayısıyla uzun sürmesi internet kullanıcıları başka yollara sevk ediyor.
Geçmişte DNS numarası üzerinden kapatma kararı uygulanıyordu. Bunun aşılmasının ardından artık IP tabanlı engelleme de var. IP, bilgisayarın kimlik numarası olarak biliniyor. Bu yolla Türkiye’den internete bağlanan PC’ler erişime kapatılıyor. Ancak internette özellikle de forum sitelerinde yasağın nasıl delindiği konu olarak işleniyor. Kullanıcılar tüm bu bilgilere yaptıkları kısa bir taramayla ulaşıyorlar. Bu yöntemler e-posta zincirlerine de konu olmuş durumda.
Bu bilgilere göre vekil sunucu (proxy) atayarak Youtube’a erişilebiliyor. Bu erişimde başka bir ülkeden vekil bir sunucu atanarak bilgisayarların ayarları buna uygun hale getiriliyor. Türkiye’deki kullanıcılar Youtube izlemek için genel olarak torproject.org adresindeki uygulamayı tercih ediyorlar.