Tag Archives for haberler

1 Güiza, tüm Süper Lig’e bedel


09 Temmuz 2008 05:12
Fenerbahçe’nin İspanyol golcü Güzia için ödediği

17.4 milyon euroluk bonservis bedeli, Türkcell Süper Lig’de

yer alan takımların tüm transferleri için ödediği

bonservis ücretlerinden daha pahalı.



Fenerbahçe’nin İspanyol golcü Güzia için ödediği

17.4 milyon euroluk bonservis bedeli,

Türkcell Süper Lig’de yer alan takımların tüm transferleri

için ödediği bonservis ücretlerinden daha pahalı.

Aralarında Gökhan Ünal, Gustavo Colman,

Hrvoje Cale gibi isimlerinde yer aldığı 2O oyuncu transfer eden

Trabzonspor bu oyunculara yaklaşık 11 milyon euro bonservis bedeli ödedi.

Trabzonspor Gökhan Ünal için 5 milyon euro,

Ceyhun Gülselam için 1 milyon euro,

Giray Kaçar için

1 milyon 700 bin euro, Hrvoje Cale için 2 milyon 200 bin euro,

Gustavo Colman için 1 milyon euro harcadı.

Beşiktaş ise, Tomas Zapotocny (4 milyon 500 bin euro),

Tomas Sivok (4 milyon 700 bin euro), EKrem Dağ (1 milyon euro)

ve Uğur İnceman’ın (1 milyon euro)

bonservisleri için toplam 11 milyon 200 bin euro ödedi.

Galatasaray ise sözleşmesi biten oyuncuları tercih etti.

Sarı-Kırmızlıların kasasından şu ana kadar bonservis için para çıkmadı.


ANADOLU BONSERVİS ÖDEMİYOR

Anadolu kulüpleri de transferde bedelsiz oyuncuları tercih etti.

4 büyükler dışındaki 14 Süper Lig ekibinden sadece

Kocaelispor Kızılyıldız’lı oyuncular Djordje Tutoriç ve

Dusan Andjelkoviç için 2 milyon euro, Kayseripsor da

Wigan Athletic’li Julius Aghahowa için

1 milyon euro bonservis bedeli ödedi

Güler Kömürcü cezaevinde evlendi

Güler Kömürcü cezaevinde evlendi

Akşam Gazetesi Yazarı Güler Kömürcü, Ergenekon soruşturması

kapsamında tutuklu bulunan emekli

Yüzbaşı Mehmet Z. Öztürk ile Tekirdağ Cezaevi’nde evlendi.

Nikah Töreni emekli Yüzbaşı Mehmet Z.Öztürk’ün tutuklu bulunduğu

Tekirdağ Cezaevinde gerçekleşti. Nikah töreninde Güler Kömürcü

ve Mehmet Z. Öztürk’ün tanıklığını

cezaevi infaz koruma memurları yaptı. Nihaka Güler ve

Öztürk’ün avukatları alınmadı.

Emekli Yüzbaşı Mehmet Z. Öztürk,

Güneydoğu’da uzun yıllar terörle mücadele görevinde

bulundu ve buradaki başarılarından dolayı üstün hizmet ödülü aldı.

Ocak 2008′de ise Ergenekon adı verilen soruşturma

kapsamında terör örgütüne üye olmak iddiasıyla tutuklandı.

Öztürk halen Tekirdağ Cezaevi’nde bulunuyor.

Akşam Gazetesi yazarı olan Güler Kömürcü de Ocak ayındaki

Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı

ancak daha sonra serbest bırakıldı

SİVAS’TA OTOMOBİL YANGINI

Sivas’ın Hafik İlçesinde Gece Saatlerinde Park Halindeki

Bir Otomobilin Motor Kısmında Belirlenemeyen

Nedenden Dolayı Yangın Çıktı


Sivas’ın Hafik ilçesinde gece saatlerinde park halindeki bir

otomobilin motor kısmında belirlenemeyen

nedenden dolayı yangın çıktı.

Edinilen bilgiye göre Çay Mahallesi Belediye Sokak üzerinde

gece saat 03.13 sıralarında otomobil yangını olduğunu

ihbarını alan itfaiye ekipleri olay yerine sevk edildi.

Yapılan çalışma ile N.A. (53) isimli kişiye ait olduğu öğrenilen

58 NN 207 plakalı otomobilin motor kısmında çıkan

yangın kontrol altına alınarak, tamamen söndürüldü.

Yangında otomobilde maddi hasar oluşurken,

yangının çıkış nedeninin araştırıldığı bildirildi.

(İG-MSA-Y) 03.07.2008 10:09 TSİ


EVRENİN KIRMIZI ŞERİDİ

Milattan Önce 1 Mayıs 1006′da Dünya’da Yaşayanlar

Gündüz Vakti Parlak Bir Yıldız Gördüler

Milattan Önce 1 Mayıs 1006′da Dünya’da yaşayanlar

gündüz vakti parlak bir yıldız gördüler.

NASA 1 Temmuz günü bu fotoğrafı yayınladı. Hubble Uzay

Teleskobu tarafından, bizim de yer aldığımız Samanyolu

Galaksisi’nde uçuşan, uçsuz bucaksız kırmızı bir şeridin görüntüsü.

Uçuşan kırmızı şeridin ne olduğu önceleri anlaşılamadı.

Esrarengiz şeridin esrarını çözen NASA dün, bundan

bin yıl önce meydana gelen ilginç olayı da açıkladı.

İspanya Şampiyon !

Maçın Özet Haberi

Avusturya’nın başkenti Viyana’nın Ernst Happel Stadı’ndaki

final maçında Almanya ile İspanya karşı karşıya geldi.

İspanya’da son Rusya maçında sakatlanan golcü oyuncu

David Villa yer almazken, onun yerine teknik direktör

Luis Aragones genç oyuncu Fabregas’a şans verdi.

Almanya’da ise Türkiye ile oynanan yarı final mücadelesinin

ilk yarısında sakatlanan ve ikinci yarıda oyundan çıkan

Rolfes’in yerine Frings görev aldı.

Maçın başlarında her iki takım da kontrollü oyunu tercih ederek

fazla riske girmediler. İlk dakikalar karşılıklı cılız ataklarla geçti.

Karşılaşmanın ilk önemli atağı 14. dakikada İspanya’dan geldi.

Bu dakikada Xavi’nin ara pasında solda topla

buluşan Iniesta’nın içeriye gönderdiği top

Metzelder’in ters vuruşuyla kendi kalesine giderken,

son anda Lehman topu kornere atarak gole izin vermedi.

23. dakikada sağ kanattan Sergio Ramos’un ceza sahasına

girmeden yaptığı ortaya defans oyuncularının arasından

yükselen golcü oyuncu Torres’in kafa vuruşu

kale direğinin altına çarparak geri döndü.

Defansın uzaklaştırmak istediği topu ceza sahasında bir anda

önünde bulan Capdevila’nın sert vuruşu da top az farkla auta gitti.

Baskılı oynayan İspanya aradığı golü 33. dakikada golcü oyuncu

Fernando Torres ile buldu. Bu dakikada Xavi’nin

ara pasında Lahm ve kalesini terk eden

Lehmann arasındaki anlaşmazlıktan faydalanarak

araya giren Torres, kaleci Lehmann’nın üstünden

topu ağlara göndererek takımını 1-0 öne geçirmeyi başardı.

Kalan dakikalarda başka gol olmayınca

devre İspanya’nın 1-0 üstünlüğüyle sona erdi.

İkinci yarının ilk önemli atağı yine İspanya’dan geldi.

53. dakikada ceza sahasında topla giderken

Torres bir anda topu geriye çıkartarak ceza sahası dışındaki Xavi’ye verdi.

Bu oyuncunun topun gelişine sert vuruşunu son anda

kaleci Lehmann parmak ucuyla kornere çelmeyi başardı.

68. dakikada yine İspanya atağında kullanılan serbest

vuruşunda Sergio Ramos’un mükemmel kafa vuruşu

Lehmann son anda kornere atmaya başardı. Xavi’nin

kornerden yerden pasında topun gelişine İniesta’nın sert

vuruşunda kale direğinin kenarında bulunan

Frings’e çarpan top İspanya’ya ikinci gol şansını vermedi.

81. dakikada Senna güzel hareketlerle getirdiği topu sağ kanattaki

Cazorla’ya verdi, onun ortasında arka direkteki

Guiza’nın kaleye vuruşunu yetişen Senna tamamlamak

istemesine rağmen vuramadı ve top az farkla auta gitti.

Karşılaşmanın kalan dakikalarında her iki takımın da gol

çabaları sonuç vermeyince 13. Avrupa Futbol Şampiyonası’nın sahibi İspanya oldu.


Ferhat Göçer trafik kazası geçirdi

26 Haziran 2008 08:57
Son günlerin gözde sanatçısı Ferhat Göçer ve şoförü Muğla’nın

Milas ilçesi yakınlarında geçirdiği trafik kazası sonucu ağır yaralandı.

Bodrum’a konser vermek için giden Ferhat Göçer’in sabaha

karşı Didim- Akbük kavşağında kaza geçirdiği ve ağır yaralı olarak

Milas 75. Yıl Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığı belirlendi.

Edinilen ilk bilgilere göre Ferhat Göçer’in bulunduğu

aracın sürücüsü Refik Öztürk de kaza sonucu yaralı

olarak aynı hastanede tedavi altına alındı.

Hollanda, İtalya’yı farklı geçti VİDEO

Hollanda, İtalya’yı farklı geçti VİDEO

EURO 2008′in ‘ölüm grubu’nun ikinci maçında turnuvanın

iddialı takımlarından Hollanda ile İtalya karşı karşıya geldi.

Müthiş bir oyun sergileyen Hollanda, İtalya’yı farklı geçti

Millilerimiz sınıfta kaldı 2-3 VİDEO

2008 Avrupa Finalleri’ne Almanya’da kamp yaparak hazırlanan

(A) Milli Futbol Takımı, ikinci hazırlık maçını Uruguay ile yaptı.

Maçtan basit hatalar sonrası mağlup ayrıldık

(A) Milli takımın Uruguay maçı hakem ve takım kadroları şöyle:
Stat: Rewirpower

Hakemler: Florian Meyer (Almanya), Thomas Frank (Almanya), Dirk Magenberg (Almanya)

Türkiye: Volkan, Hamit, Hakan Balta, Gökhan Zan, Emre Aşık, Emre

Belözoğlu, Mehmet Topal, Arda, Nihat, Yıldıray, Kazım

Uruguay: Carini, Alcoba, Godin, Garnago, Caceres, Eguren, Suarez,

Cavani, Pereira, Gimenez, Gonzalez

MAÇTAN DAKİKALAR:

DK 14: Gol Arda. Hamit’in sağdan yaptığı ortaya Arda, yatarak kafayı

vurdu ve Milli takımı 1-0 öne geçirdi.

DK 31: Volkan cezasahası içinde rakibini düşürünce hakem Meyer,

penaltı noktasını gösterdi. Suarez penaltı atışını gole çevirdi. 1-1

Maçta ilk 45 dakika 1-1′lik skorla tamamlandı.

İkinci yarıda Hamit ve Colin oyundan alındı, Sabri ve Ayhan dahli oldu.

DK 51: Nihat sağ çaprazdan kullandığı serbest vuruşu iğne

deliğinden geçirdi ve tekrar Milli Takımı öne geçirdi.2-1

DK 77: Gökhan’dan inanılmaz hata. Orta sahadan geriye döndük,

Gökhan pasını iyi veremedi. Fernandez araya girdi. Volkan’ı geçti,

pasını Suarez’e bıraktı ve Suarez ikinci golünü attı. 2-2

DK 83: Emre Aşık, Suarez’i ceza sahası içinde düşürdü.

Meyer bir kez daha penaltı noktasını gösterdi. Rodriguez sert vurdu.

Volkan uzandığı köşeden yedi. 3-2

Ve Meyer maçta son düdüğünü çaldı.

Maç sonucu Türkiye 2-3 Uruguay

Hakkari’nin Şemdinli İlçesinde 3.0 Büyüklüğünde Bir Deprem Meydana Geldi

Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 3.0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nden edinilen bilgiye göre, saat 03.29′da merkez üssü Hakkari’nin Şemdinli ilçesi olan 3.0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremde can ve mal kaybının yaşanmadığı belirtildi.

Dario Argento

Dario Argento, Amerikan-İngiliz (Anglosakson) korku

sineması dışındaki korku filmi yönetmenlerinin en

önemlilerinden biri ve de en ünlüsü. Bu konumu nedeniyle

hararetli tartışmaların da konusu olabiliyor. Farkında olunmadan,

Argento üzerine tartışmalar aslında Anglosakson ve Avrupa korku

sineması geleneklerinin karşılaştırılması eksenine oturabiliyor.

Böylesi bir dikotominin ilk akla gelebilecek, ama aslında en önemli

olmayan öğesi, Argento filmlerinin tavizsiz biçimde kanlı ve grotesk

sahneler içermesi. Suspiria’da (1977) bıçaklanan genç bir kızın göğüs

kafesi içinde hâlâ çarpmakta olan kalbinin de son bir bıçak

darbesiyle deşilmesinin ve akabinde kalbin üzerindeki yaranın

dahi yakın plan gösterilmesinden, yönetmenin bir önceki filmi

Uykusuz’da (Non ho sonno, 2001) bir kadının ağzının ve gözlerinin

oyulmasının perdeye yansımasına kadar bunun çok sayıda örnekleri

var. Kuşkusuz, Amerikan sineması da geçmişte çok sayıda ‘gore’*

filmi üretmişti ama kabaca son 15-20 yılda Hollywood’un bu konuda

nispeten çok daha ‘özenli’ davranıp, ‘hassasiyet’ gösterdiği

düşünüldüğünde Argento’nun hâlâ böyle filmler yapıyor olması,

onu, sanki Hollywood’un anti-teziymiş gibi bir konuma oturtabiliyor.

Ama bu ‘daha çok kanlı/daha az kanlı’ bahsindeki fark, esas itibariyle

konjonktürel sansür ve otosansür mekanizmalarından kaynaklanan bir

fark olarak açıklanabileceği için ikincil bir öneme sahip.

Argento sineması hakkında eleştirmen çevrelerinde yaygın bir kanaat,

Argento’nun görsellik -aslında buna işitselliği de eklemek gerekir-

uğruna senaryoyu, karakterizasyonu ve oyunculuğu ihmal ettiğidir.

Senaryo bahsinde getirilen genelgeçer eleştirilerin Argento filmlerinin

geneli açısından pek elle tutulur bir yanı olmasa da Argento’nun çok iyi

bir ‘oyuncu yönetmeni’ olmadığı bir gerçek. Ancak burada dikkat edilmesi

gereken asıl husus, aslında görsellik ve de işitsellik açısından pek bir ayırt

edici özelliğe sahip olmazken, senaryo, karakterizasyon ve oyunculuk

açısından dört dörtlük filmlere, aynı camia tarafından “senaryo,

karakterizasyon ve oyunculuk uğruna görselliği ve işitselliği

ihmal etmiş” eleştirisi getirilmesinin çok daha nadir olduğu!

İşte tam da bu noktada, belirli bir kültürel geleneğin,

şartlanmanın, alışkanlığın kendisini evrensel, biricik

ve esas doğru olarak dayatması veya kendisini öyle

sanmasının tezahürü söz konusu. Yani Anglosakson

korku sinemasının dar kalıplarını merkez alan bu tutum,

başka sinema geleneklerinde başka paradigmaların geçerli

olabileceğini ve farklı paradigmaların aynı derecede meşru

olduğunu es geçmektedir. Güzel sanatlar kökenli Mario Bava

(1914-1980) gibi İtalyan yönetmenler, Kıta Avrupası’ndaki

bambaşka bir geleneği temsil ederler ve Argento,

bu geleneğin günümüzdeki temsilcisidir.

Hitchcock, kendi yaklaşımını “buzluk etkisinden kaçınmak” olarak

açıklamıştır: Filmden çıkıp evine giden bir seyircinin buzluktan

bir bira çıkarırken aniden kendine “hey, bir dakika!” deyip

duraksadığı -filmin anlatısı içindeki bir hatanın birdenbire

farkına vardığı- an. İşte Hitchcock, bundan kaçınmak için elinden

geleni yapmıştır. Söz ettiğimiz ‘öteki’ paradigmada ise dert farklıdır

. Anlatı, yönetmen ile izleyicinin paylaştıkları bir hayret, dehşet ve temaşa

dünyasına sıçrayabilmeleri için bir tramplen işlevi görür ve bu niyetle inşa

edilir.  Ancak bunun ötesinde Argento ile Hitchcock sinemaları arasında

ortak noktalar da yok değil ve zaten Argento özellikle kariyerinin ilk

yıllarında “İtalyan Hitchcock’u” olarak nitelendirilmişti. Argento

filmlerinin neredeyse tamamına yakınının odağını algının

(görsel ve/veya işitsel) sorunsallaştırılması oluşturur ki

Hitchcock’la (özellikle Vertigo’yu düşünün) paralellik

buradadır. Görülen (ve/veya duyulan) şey, bunun nasıl

algılanmış olduğu ve bu algı ile gerçek arasındaki açı

sorunu, Argento filmlerini baştan sona kaplar. İlk filmi

olan Kristal Tüylü Kuş’ta (L’ucello dalle piume di cristallo,

1970) bir turist, camdan iki kapının arasına sıkışır ve bir

cinayet teşebbüsünü parça buçuk görür.

Film boyunca aklına sürekli bir şey takılacak, fakat

bunun ne olduğunu filmin sonuna kadar çıkaramayacaktır.

youtube-dizi izle-hack