
Kutsal kitaplarda anlatılan olayların dinsel bir öykü değil de, gerçek tarihi anlattığını hiç düşündünüz mü? Mitolojinin bir masal değil de, yaşanmış olayları naklettiği hiç aklınıza geldi mi? Hele Mars olayından sonra, bu konu daha bir önem kazandı. Son yılların flaş ismi arkeolog, tarihçi, antik diller uzmanı, sosyal bilimci Zecharia Sitchin, bu konuda yayınladığı bir dizi kitapla toplumu kökünden sarstı. Sitchin, İnsanlığın Nibiru adlı bir gezegenden gelen Annunaki insanları tarafından yaratıldığını ve gçmişte Mezopotamya´da dev bir uygarlığın kurulmuş olduğunu ve Tufan´a neden olduklarını ileri sürerken, Daniken´e hiç benzemiyor ve bir bilim adamı kimliği içersinde çok ciddi arkeolojik kanıtlar da gösteriyordu. Kısacası Sitchin´e itiraz etmek zordu. Size Sitchin olayını her yönüyle iletmek istiyoruz, bu sayıda Sitchin´i ve kuramlarını, gelecek sayıda da karşıt görüşleri okuyacaksınız. Eğer Sitchin buluşları doğruysa, İnsanlığın tüm çehresi değişebilir, kısacası oturup yeni bir tarih yazabilir ve inançlarımızı yenilemek zorunda kalabiliriz.
Geçen iki yıl içersinde, dünyanın bilinmeyen tarihi ve geçmiÅŸin unutulan olayları konularında dikkat çeken en önemli isim Zechariah Sitchin´di; Sitchin “Dünya Tarihleri/Zaman Çizelgesi” adlı kitabında çarpıcı iddialarda bulundu ve şöyle diyordu; “…mitoloji bir hayal deÄŸildir, fakat eski hatıraların saklandığı bir hazinedir; Kutsal Kitaplar bilimsel ve tarihsel bir döküman olarak harfi harfine okunduÄŸu takdirde, hayal edilenden daha eski ve büyük uygarlıklar varlıkları anlaşılacaktır. Mitoloji, “Cennetten Dünyaya Gelen KiÅŸi”, yani mitolojik bilge Anunnaki tarafından Dünyaya verilen bilginin sonucudur. GeçmiÅŸte varolan ve unutulan 12. Gezegen, Anunnaki´nin ev gezegenidir. GeçmiÅŸ sayısız gizemli anıyla doludur, bunların unutulmuÅŸ olmaları yok ya da hiç olmadıkları anlamlarına gelmez. Uzak geçmiÅŸte, dünya baÅŸka canlılar tarafından kullanılmış bir yerdir; Mısır Piramitleri iniÅŸ alanlarının fenerleridirler, Sina Yarımadası 4.000 yıl önce tanrılar savaşında yok edilen özel bir üstür; insanlar ve tanrılar binlerce yıl önce büyük bir savaşı baÅŸlatmışlardı. Dünyaya uzaydan bakıldığında, nükleer dev savaşın izleri görülebilir. Yale Üniversitesi tarafından da tanımlandığı gibi İnsanlık kaybolan uygarlığının küçük bir dilimini ancak 2.000 yılda keÅŸfedebilmiÅŸtir. Sümer yazıtlarında ve Kutsal Kitaplar´da anlatılan tüm uygarlıklar, çok daha eski bir uygarlığa baÄŸlı olduklarını belirtirler…

Zecharia Sitchin, Yakın DoÄŸu tarihi ve arkeolojisi uzmanıdır, Eski Ahit (Tevrat ve Zebur), Sami ve Avrupa dilleri, modern ve eski İbrani dili konularında eÄŸitim almış ve Londra İktisadi ve Siyasal Bilimler Okulu´nda öğrenim gördükten sonra Londra Üniversitesi´nden mezun oldu. Uzun yıllar gazetecilik ve yazarlık yaptıktan sonra ÅŸimdi New York´da yaşıyor ve çalışmalarını sürdürüyor. Sümer dilini anlayan ve okuyan nadir bilginlerden biridir, yeni çalışmaları Yakın DoÄŸu´daki eski uygarlıklar tarafından yazılan kil tablet metinlerle ilgilidir; bu alanda aradığı çok daha eski uygarlıklardır. Sitchin´in kitapları körler için yazılan Braille alfabesine bile çevrilmiÅŸ, sayısız radyo ve tv programlarında tartışılmıştır. Sitchin´in “Dünya Kronolojisi” adlı kitap serisi mitolojinin kökeni olarak kabul edilebilir, bir hayal ürünü deÄŸildir çünkü geçerli ve saÄŸlam kaynaklara dayanmaktadır, yazar bunlara “Antik Anılar” demektedir. Tevrat ve İncil dinsel bir metin olarak deÄŸil, tarihsel/bilimsel bir döküman olarak okunmalıdır, antik büyük uygarlıkların kökeni dünyadışıdır. Sitchin, antik bilginin dünyaya Annunaki (Göklerden dünyaya gelen) tarafından getirildiÄŸi öne sürerken, modern bilimin antik bilgiyle uyum saÄŸlamaya baÅŸladığını ve devamı olduÄŸunu belirtmektedir. İlk kitabı olan “12. Gezegen”de Güney Sistemi´ndeki kayıp gezegen olasılığından söz eder ve bu gezegenden dünyaya yarım milyon yıl önce gelen halkın, kutsal kitaplarda anlatılan olaylara neden olduÄŸunu belirtmektedir. ÖrneÄŸin Tevrat´ın “Genesis” bölümünün 6. Bölümü´nde adları geçen ve Tufan´dan önce insanoÄŸullarının kızlarıyla evlenen “Nefilimler”in 12. Gezegen´den geldiÄŸini yazar. “Nefilim” sözcüğünün özgün anlamı, “Tanrının OÄŸulları veya göklerden gelen Devler”dir ve bizler geçmiÅŸte devlerin yaÅŸadıklarını düşünüyor ve araÅŸtırıyoruz. Sitchin, kilisenin kutsal kitaplarla ilgili soru sorulmaması kuralını da eleÅŸtiriyor ve sorgulamanın kutsallıkla ilgisi olmadığını söylüyor. Çünkü, ona göre tarihsel bilgiler bu metinlerin içinde saklıdırlar, İbranice´deki “Nafal” sözcüğü de “Nefilim” yorumunu destekler gibidir ve “Düşüş/Düşenler” anlamındadır. Sitchin kendisiyle yapılan bir söyleÅŸide şöyle diyor;
Soru: Dünyaya 6.000 yıl evvel kimler indi?
Sitchin; Düşüş, ne anlama geliyor? Bu sözcük beni mitolojiden, arkeolojiye, oradan da kutsal kitaplarla buluÅŸma noktasına getiriyor. Antik dilleri inceleme konusunda yeterince uzman olduÄŸuma inanıyorum ve kutsal kitaplarda geçmiÅŸte yaÅŸanan olayların anlatıldığından eminim. Peki, kimdi Nefilimler? Tüm antik metinleri, kutsal kitaplar, Eski Yunan ve Eski Mısır mitolojilerini içeren metinler, piramit yazmaları yani herÅŸey beni bildiÄŸimiz ilk uygarlık olan 6.000 yıl öncelerde yaÅŸayan Sümerler´e götürüyor. Yani efsanelerin ve mitlerin kaynağı olarak Sümerler ortaya çıkıyorlar. Sümer yazısını çok iyi öğrendim ve hemen herÅŸeyi ısrarla defalarca okudum ve gördüm ki Sümerliler´in Anunnaki´si, “Nibiru” adı verilen bir gezegenden geliyordu. Gezegenin adının anlamı artı veya haç demekti. O zaman soruyu geniÅŸlettim; Nefilimler ve Anunnaki kimdiler ve Nibiru hangi gezegenin adıydı? Uzun astronomi çalışmalarından sonra astronomi kaynaklarında bu konuda iki ayrı yaklaşımın bulunduÄŸunu öğrendim; Bir görüşe göre Nibiru, Mars´dı, karşıt görüşe göre ise Jüpiter´di. Uzmanlar bu konuda uzun tartışmalara girmiÅŸler ve asırlarca kendi görüşlerini savunmuÅŸlardı. DoÄŸrudan antik kaynaklara yani kil tabletlere dönerek Nibiru´nun tanımı ve konumunu araÅŸtırdım. Sümer astronomisinde gezegenin yeri belirtilmiÅŸti, Güneş´e yakındı ve Mars´la ilgisi yoktu, Jüpiter ise hiç olamazdı. Bir gece uyandığımda, cevabı buldum; Tabii ki bu baÅŸka bir gezegen olmalıydı; Mars´la Jüpiter arasındaydı, bazen Mars´a, bazen de Jüpiter´e yakınlaÅŸtığından karıştırılmıştı. Mezopotamya Yaradılış Miti, Tevrat´daki Yaratılış Bölümü´nün ilk satırlarıyla aynı anlamdadır ve burada Anunnaki ile ilgili tüm ayrıntıları bulabilirsiniz. Onun ve diÄŸer liderlerin kendi gezegenlerinden dünyaya yaptıkları yolculuk, İran Körfezi´ne inmeleri ve konuÅŸlanmaları açıkça belirtilmiÅŸtir. HerÅŸey çok açıktır, Sümerliler astronomik açıdan büyük bir bilgiye sahiptiler. 6.000 yıl öncesinde Uranüs ve Neptün´ü biliyorlar ve Pluto´yu tanımlıyorlardı, oysa bizler Pluto´yu 1930´larda keÅŸfettik, matematik alanındaki bilgileri bazı yönlerden günümüzün ötesindeydi ve “BildiÄŸimiz herÅŸey bize Anunnaki tarafından öğretildi.” diyorlardı. Nibiru farklı bir olaydır, yüzyılımızda astronomlar tarafından “Planet X” adıyla tanımlanmıştır ve Nibiru´nun varlığı doÄŸaldır yani GüneÅŸ Sistemi´nde olması gereken bir objedir. Ama Sümerler´in daha önemli bir iddiaları daha var; Nibiru kavramının yokolmadığını ve Anunnaki´nin geri geleceÄŸini söylüyorlardı, bu geri geliÅŸin periyodu 3.600 yıldı. Öyleyse biz yalnız deÄŸiliz ve GüneÅŸ Sistemi´mizde bizden daha ileri bir uygarlık var.
Soru: Bir daha geleceklerse, bunun zamanı belli mi?
Sitchin: Bunu kimse bilemez. Acaba bizi tekrar bilgilendirmeye karar verdiler mi? Daha fazla teknolojiye ve uygarlığa ulaÅŸmalı mıyız? Veya bizim iyi olmadığımız kanaatine vararak, yardımcı olacaklar mı? Tufan´da olduÄŸu gibi, yeni bir afet karşısında yine yardıma gelecekler mi? Bunu ancak gezmiÅŸten öğrenebiliriz. Sümer bilgilerinden yola çıktığımızda bilinmeyen bir gezegenin varlığı kesindir, Tevrat´ın öyküleri geçmiÅŸimizi anlatmaktadır eÄŸer onları iyi ve doÄŸru anlarsak, geleceÄŸimizin nasıl olabileceÄŸini de anlayabiliriz. GeçmiÅŸin günahkar insanları sadece bir tanımdır, onların günahları teknolojik hataları ve hırslarıdır, aynı yere tekrar geldiÄŸimizi kim reddedebilir ki? Ben kutsal kitapların öykülerini gözden geçirdikten sonra iki önemli açıyla karşılaÅŸtım. Bir kere Eski Mısır yazıtları ve mitolojisi resim olarak Sümerle kesin uyum saÄŸlıyor, ikincisi ise insanın ölümsüzlüğü arayışıdır. Düğüm yeri Sina Dağı´dır, iniÅŸ yeri veya irtibat merkezi orasıydı yani uzay üsleri Sina Dağı´ndaydı ve Kudüs´ün önemi bu yüzdendi. Üçüncü kitabım olan “The Wars of Gods and Men”de insanlarla, Anunnaki insanları arasındaki savaşı anlattım, İnsanlık kendilerine uygarlık getirenlere baÅŸ kaldırırken, yanlarında uzaylıların bazıları da vardı. Belki bu savaÅŸ, bir bağımsızlık savaşıydı veya Anunnaki´lerin kendi aralarındaki bir bölünmenin sonucuydu, bunu bilemiyoruz ama kardeÅŸlerin kavgası olduÄŸu kesindi çünkü temelde kardeÅŸ olan Enlil ve Enki savaşıyorlardı ve savaÅŸ onların torunlarına kadar sürdü. Benim “Piramit SavaÅŸları” adını verdiÄŸim iki büyük savaÅŸta insanlar da bölünmüşlerdi. İnsan denen yaratık savaşı nasıl öğrendi? Bu ahlaki veya teolojik bir konudur. İnsanın doÄŸasında savaÅŸmak var mı ya da savaşçı olmayı kimden öğrendi? Unutmayın ki, kızılderililere de, Afrikalılar´a savaÅŸ sanatını ve stratejilerini biz uygar beyazlar öğrettik. Dördüncü kitabım olan “The Lost Realms” Amerika kıtalarının 5.000 yıl öncesini yani anlatır ve bu dönem İnkalar´ın, Mayalar´ın, Aztekler´in çok öncesidir. Amerika kıtaları bilinmeyenlerle doludur, inanılmaz megalit yapıların kaynağı bilinmemektedir. 6.000 yıl önce kimler vardı? Aslında öykü aynıdır ve Anunnaki Amerika kıtalarına da gelmiÅŸtir. Gizem linguistiktir yani dillerin kökeninde saklıdır. İnanılması güç ama hemen her teknolojik buluÅŸ, Sümerliler tarafından yazılmıştı, antik yazıtları incelerken bunu doÄŸruladığım her anda koltuÄŸumdan sıçrıyor ve Tanrım, 6.000 yıl önce Sümerliler bunları nasıl biliyorlardı, diyordum. “12. Gezegen” adlı çalışmamda yer alan bir Sümer metni vardır, açık açık Adem´den yani yaratılan ilk insandan söz eder. Metni okuduÄŸunuzda tüp bebek yöntemiyle karşıkarşıya kalırsınız. Bunun daha birçok örneÄŸi var, bilim herÅŸeyi bir yana bırakıp, antik bilgilere bu gözle bakmalı ve farklı bir dünyanın kapısını artık aralamalıdır.
Soru: Bütün bunlar “Nefilim” sözcüğü ile baÅŸladı, deÄŸil mi?
Sitchin: Evet, başlangıç oydu.

Soru: Kitaplarını okuyan birçok insan, tahminlerinizin cesurca olduğunu söylüyorlar. Tabletler ve çivi yazısı örneklerini yorumlamanızdan rahatsız olanlar var?
Sitchin: Elimizdeki bilginin Sümerliler´e ait olduÄŸu kanıtlanmıştır ve 6.000 yıllık olduÄŸu kesindir. Hiç merak etmiyorlar mı, bugünün buluÅŸlarının oralarda nasıl yer aldığını? Genetik mühendislik ve Adem´in nasıl üretildiÄŸi, Enki mitinde açıkça anlatılır, Enki´nin simgesi olan birbirine dolanmış iki yılan, günümüzün tıbbının da simgesidir ve aynı zamanda DNA´yı simgeler yani DNA´nın çift sarmalını. Teleskopları ve Voyager gibi uzay araçları olmadan, Neptün´ün bir su gezegeni olduÄŸunu nasıl biliyorlardı? Bunlar beni ilgilendirmiyor, ben Sümerliler´e herÅŸeyi öğreten Anunnaki´nin nereden geldiÄŸinin peÅŸindeyim; Sümerliler “Nibiru”dan geldi…” diyorlardı ve Nibiru´nun GüneÅŸ Sistemi´nde bulunduÄŸunu söylüyorlardı. Ama ben dünyanın yakınında, bu kadar zeki canlıların yaÅŸadığı bir gezegenin varlığını düşünemiyorum. Öyleyse Anunnaki nerede? Sorulması gereken soru budur. Dinsel yorumların geçerli olduÄŸuna, tüm sıradanlıklarına raÄŸmen inanıyorsak, neden baÅŸka bir yorum aramayalım? Buna ne engel var ki? EÄŸer yeterli bir açıklama bulamıyorsak, neden Sümerler´in sözlerini kabul etmeyelim? Bu çok daha akılcı olacaktır. Kitaplarımın hiçbir yerinde kullandığım metinlerin veya tabletlerin gerçek olmadığını bulamazsınız. HerÅŸeyi gittim ve bizzat yerinde gördüm ve inceledim. Orada duruyorlar ve varlar. Enki diye birisi Nibiru´dan gelmiÅŸ ve İran Körfezi´ne inmiÅŸ, metinlerde böyle yazıyor; iÅŸte bu kadar… Ortaya çıkıp show yaparak, bakın ne buldum demedim. British Museum´da bana yazıtları gösteren bilim adamı; “Size gösterdiÄŸim ve verdiÄŸim tüm bilgiler, tüm kaynaklar akademik ve bilimseldir, kabul edilmiÅŸ bilimsel kaynaklardırlar.” diyordu yani ben kaynaklarımı asla uydurmadım, hepsi gerçekten varlar.
Soru: “The Wars of God and Men” adlı kitabınızdaki kaynakların listesi 16 sayfa sürüyor?
Sitchin: Bir kaynakta Enki´nin dünyaya nasıl geldiÄŸini okuyorsunuz, bir diÄŸerinde aynı öykü “Enki ve Dünya Miti” olarak karşınıza çıkıyor. BaÅŸka bir metinde Enlil bir mit olarak karşınızda ve bunların tümünün adı mitolojidir. Ben diyorum ki, mit olmayan nedir? Bunun tarifi var mı ki? Mitler, gerçeÄŸi anlatıyorlar. Benim akla yakın, makul ve mantıklı bir senaryom var, bu ÅŸekilde birçok bulmaca ve gizem açıklanabilir yani bilinmeyen tarih öğrenilebilir. Piramitlerin kimin yaptığını bilmek kesin olarak bilmek zorundayız…
Soru: Anunnaki hakkında daha neler söyleyebilirsiniz? Bizler aynı Anunnaki´nin hala kontrolu altında mıyız yoksa özgür müyüz?
Sitchin: Onlar bize deÄŸil, biz onlara benziyoruz sanırım. Bizi genetik mühendislikle yarattılar ve evrim silahının namlusuna yerleÅŸtirdiler. Fiziksel ve duygusal olarak onlara benziyoruz, Tevrat; “Ve Allah dedi; Suretimizde, benzeyiÅŸimize göre insan yapalım… ve herÅŸeye hakim olsun… ve Allah insanı kendi suretinde yarattı, onu Allah´ın suretinde yarattı…” (Kitabı Mukaddes/Tekvin 26/27) diyor. Fazla söze gerek yok, biz onlara benziyoruz. Ama çok önemli bir fark var; o da onların ölümsüzlüğü; Bunun nedeni uzay-zaman olmalıdır, GüneÅŸ Sistemi çevresindeki bir turları yani onların bir yılı, bizim uzay-zamanımıza göre 3.600 yıldır; iÅŸte aramızdaki en önemli fark budur. Teknolojik düzeyleri sadece uzayda yolculukla sınırlı deÄŸildir, millyonlarca yıllık yolculuklar yapabilmektedir ve bunun için de ölüleri canlandırmaktadırlar yani dondurma yöntemini kullanmaktadırlar, Kutsal kitaplardaki tüm mucizeler onların teknolojisinden baÅŸka birÅŸey deÄŸildir. Dünyaya gelip,bizleri genetik mühendislik aracılığı ile yarattıktan sonra, kendi genlerini maymun-insanla karıştırdılar ve birgün biz de uzaya açılıp, bir baÅŸka gezegene indiÄŸimizde aynı ÅŸeyi yapacağız. Yani modeli yayacağız. Ama olaylar bunu engelleyebir Tufan öyküsünü anımsayın, İnsanlık yok edilmiÅŸ faakat Nuh ve gemisi aracığılığı ile tohumlar kurtarılmıştır, bu yine olabilir. Enlil insanlığı sularla boÄŸmaya karar verdiÄŸinde, Enki, Nuh´a (Sümerce´de Ziusudra) olacağı haber verir ve sonra gemiyi nasıl yapacağını ve batmaması için ne yapacağını öğretir ve Nuh ailesini ve hayvan türlerini alarak gemiye biner; Sümer kaynaklarına göre böylece tohumlar kurtarılır. Burada Anunnaki liderleri arasındaki anlaÅŸmazlık görülür; hangisi doÄŸru ve doÄŸru deÄŸil, bunu bilmiyoruz. Neyin yapılıp, neyin yapılmadığını da… Ama olanlar ortada.
Soru: Yaratılmış bizlerle ilgili bir son var mı? Ya, sizin yaptığınız nedir?
Sitchin: SöyleyebileceÄŸim tek ÅŸey, bir görevimin olduÄŸudur veya bir misyonumun. Toplumu antik insanların bildikleri ve inandıkları konusunda bilgilendirmeliyim. Bunun için onların kaynaklarını ve yazdıklarını ve çizdikleri resmi kullanıyorum. Bu malzeme bir mit deÄŸil, gerçek bir öykü. Benim yazdıklarım özgün bir bilginin baÅŸlangıçtaki temeli olabilir. İki düzine kitap yazdım, teolojiden, astrolojiye kadar… Daha da yazacağım, tümünün temelinde onlar var yani Anunnaki. Anlatmaya devam edeceÄŸim, herkes arzuladığı gibi yorumlamakta serbesttir.
Soru: Çalışmalarınızın bilimsel bir yoldan geçmesi sizi daha güvenilir kılıyor. Bu da tahminlerde bulunmadığınızı ve varolan güncel kanıtlara dayandığınızı gösteriyor, değil mi?
Sitchin: Evet, bu malzemeyi kullanmaktan mutluyum, ayrıca tüm görüşlere de açığım. Sonuç olarak benim kitaplarım antik zamanlarla ilgili metin kitaplarından başka birşey değildir.
Soru: Sürekli yeni birşeyler bulduğumuza ve uygarlığımızı ilerlettiğimize göre, bundan sonra nelerin olacağı hakkında bir fikriniz var mı?
Sitchin: Elbette ki hayır, bize verilen uygarlığın ne kadarı onlara ait bilemiyorum, üstelik bizi yok etmeye de çalıştılar, çıkarları neydi bilmiyorum ve tahmin yapmam doğru olmaz. Tabii ki kendiliğimizden yarattığımız çok şey de var.
Soru: Burada bizim için bir ders var mı? Eğer bu bizim gerçek tarihimiz ise, Anunnaki geri geldiğinde yeni bir Tufan´ı önlemenin yolunu öğrenebildik mi?
Sitchin: Bu tahmin edilemez çünkü ben onların liderlerinin bildiÄŸini bilmiyorum. Enlil veya Enki klanı ne durumda? Bunu da bilmiyorum, iÅŸte bu nedenlerle bu çok büyük sorunun cevabı da çok zor. Åžunu söyleyebilirim ancak; “Bir atı suya doÄŸru sürebilirsiniz ama zorla su içiremezsiniz…”
KAYNAKLAR
1- Kutsal Metinler için:
A - “Deuteronomi´den BaÅŸlangıç” Star Kitap Grubu/ Dr. M. Stern.
B - “Sümer ve Akad Bulguları/Anchor Kutsal Kitabı” E. A. Speiser, Garden City, New York: Doubleday & Co.,1964
C - “Anchor Kutsal Kitap” Kral James Versiyonu, Cleveland ve New York, World Publishing
D - Kutsal Kitap Mısralarının Yeni Yorumlarının DoÄŸrulanması İçin” Masoretic metne göre Kutsal yazıların yeni çevirisi, New York, P. J. Kennedy & Sons,1962-1970.
E- “Kutsal Kitabın Ansiklopedik Sözlüğü” A. van den Born, New York, McGraw-Hill Co., 1963.
2- Yakın Doğu Metinleri için:
A- “Sümer ve Akadların Büyük Yazıtları”, George A. Barton,1929.
B- “Babylon-Assyr Lesestucke”, Riekele Borger,1963.
C- “Mısırlıların Tanrıları”, E. A. Wallis Budge, 1904.
D- “Asur Tanrılarının Tarihi Olayları”, Budge/Kral, 1902.
E- “Sümer Dini Metinleri”, Edward Chiera, 1924.
F- “Reallexikon der Assyrology”, Ebeling/Meissner/Weidner, 1932.
G- “Sümerliler”, Samuel N. Kramer,1963.
H- “Babillerin Tufan Hikayesi”, Lambert/Millard, Atra-Hasis, 1970.
I- “Çivi yazısı Oxford Metinleri”, 1923
J- “Sümer ve Babil İlahileri”, Stephen Langdon, 1909.
K- “Babil ve Asur Eski Kayıtları”, David D. Luckenbill, 1926-27
L- “Eski Ahitle İlgili Eski Yakın DoÄŸu Metinleri”, James B. Pritchard, 1969.
M- “Batı Asyanın Çivi Yazısı Yazıtları”, Henry C. Rawlinson, 1861-84.
N- “Babil Dini”, A. H. Sayce, 1888.
O- “Yaratılışın Kildani Efsanesi”, George Smith, 1876.
Ö- “Büyücülerin Kayıtları, Nineveh Astrologları ve Babil İmparatorluÄŸu”, R. Campbell Thompson, 1900.
P- “Dünya Tarihleri Serisi”,
1- 12. Gezegen,
2- Cennete Merdiven,
3- İnsanların ve Tanrıların Savaşları,
4- Kaybolan İlkeler,
5- Zaman Başladığında,
6- Tekrar Edilen Yaratılış. Zecharia Sitchin, Avon Books, New York.
UnutulmuÅŸ Tarihin Kronolojisi I
1-Tufan´dan önceki olaylar;
- 450.000 yıl önce; Güneş Sistemi´mize uzak bir gezegen olan Nibiru gezegeninin atmosferinin bozulması nedeniyle yaşam sönmeye başlar, gezegende Annunakiler yaşamaktadır. Hükümdar Alalu, Annu tarafından tahtından indirilir. Alalu, uzay gemisinden kaçar ve Dünya´da sığınacak bir yer bulur. Dünya´nın içine sahip olmuştur ve Nibiru´nun atmosferini korumak için altın gerektiğini keşfeder ama altın Nibiru´da yoktur.
- 445.000 yıl önce ise, Annu´nun oğlu Enki öncülük yapar. Böylece Basra Körfezi sularından altın çıkarmak için Dünya üzerinde bir istasyon kurar.
- 430.000 yıl önce Dünya´nın iklimi yumuşar. Aralarında Enki´nin üvey kızkardeşi ve tıp uzmanı olan Ninhursag ve Annu taraftarlarının çoğu Dünya´ya inerler.
- 416.000 yıl önce altIn üretimi azaldığında Annu, yakın mirasçısı Enlil ile beraber dünyaya iner. Yaşam için gerekli olan altını Güney Afrika´dan çıkarmaya karar verilir. Enlil, Dünya görevinin komutanıdır. Enki, Afrika´ya gönderilir. Ve Anu, Alalu´nun erkek torunu tarafından düelloya davet edilir.
- 400.000 yıl önce, Güney Mezopotamya´da görevli 7 yerleşim merkezi vardır; metalurji merkezi (Shuruppak), görev kontrol merkezi (Nippur) ve bir roket Alanı dlan (Sippar) bunların önemlileridir. Toplanan saf maden Igigi tarafından yönetilen yörüngecilere yani yukarıya gönderilir. Orada da Nibiru´dan belirli zamanlarda gelen uzay gemilerine nakledilir.
- 380.000 yıl evvel Alalu´nin erkek torunu, Igigi´nin desteğini kazanır ve dünyayı ele geçirmeye çalışır.
- 300.000 yıl evvel, işler altın kazıcılarının ayaklanması nedeniyle karışır. Maymun kadınlar kullanılarak Enki ve Ninhursag ilk işçileri yaratırlar, sonra bu işçiler idareyi ele alırlar. Enlil, bir baskın yapar, bazı işçileri kaçırır ve Mezopotamya´daki Edin´e verir. Onlara üreme yeteneği verilir ve insan çoğalmaya başlar.
- 200.000 yıl önce Yeni Buz Çağı döneminde dünyadaki yaşam azalır.
- 100.000 yıl önce, atmosfer tekrar ısınır. Anunnakiler (Tevrat´taki adıyla Nefilimler), insan kızlarıyla evlenirler.
- 75.000 yıl evvel yeni bir Buz Çağı başlar. Gerileyen insan türleri, dünyaya dağılır. Cro-magnon (tarihten önce Fransa´da yaşayan bir ırk) insanIar yaşar.
- 49.000 yıl evvel, Enki ve Ninhursag, Anunnaki soyunun insanlarını Shuruppak´da yönetmek için geliştirirler. Enlil onları kızdırır.
- 13.000 yol önce Nibiru yolculuğu hatırlanır, bir nedenle Enlil insanları yok etmeye karar verir. Büyük Tufanı başlatacak olan Enlil, insanlığı tehdit eden felaketin sırrını koruyacağına dair Anunnaki´de yaşayanlara yemin ettirir.
UnutulmuÅŸ Tarihin Kronolojisi II
2- Tufandan Sonraki Olaylar;
- MÖ. 11.000: Enki yemine ihanet eder ve su altında kalabilen bir gemi yapması için Ziusudra/Nuh´a yol gösterir. Tufan, dünyayı silip süpürür. Anunnaki insanları, kendi yörüngelerinde dönen uzay gemisinden tüm yıkıma tanık olurlar. Sonra Enlil, dağlık merkezlerde tarımı başlatır. Enki ise hayvanları evcilleştirir.
- MÖ 10.500: Nuh´un torunlarI 3 bölgeyi bölüşür. Enlil´in ilk oğlu Ninurta, Mezopotamya´ya yerleşilir bir yer yapmak için nehirleri çeker ve dağlarIa kapatır; Enki, Nil vadisini ister. Sinai yarımadası, Tufan´dan sonra hala ayakta kalan roket alanIarında Anunnaki insanları bir kontrol merkezini Moriah Dağı üzerine kurarlar (gelecekte Kudüs).
- MÖ 9780: Enki oğulları Ra/Marduk, Osiris ve Seth arasında Mısır´ın yönetimini bölüştürür.
- MÖ 9330: Seth, Osiris´i yakalar ve parçalar. Nil Vadisi´nin tek hakimi olur.
- MÖ 8970: Horus, ilk Piramid Savaşı´nın başlamasıyla babası Osiris´den intikam alır. Seth, Asya´ya kaçar ama Sina ve Filistin elindedir.
- MÖ 8670: Enki´nin torunlarının kontrol ettiği tüm evren araçlarına karşı, Enlilliler 2. Piramid Savaşı´nı başlatırlar. Galip Ninurta, Büyük Piramid´in içindeki aygıtları boşaltır. Enki ve Enlil´in üvey kızkardeşleri Ninhursag, barış kongresini toplar. Dünya yeni baştan bölüştürülür. Mısır´ın kontrolu Ra/Marduk hanedanIndan Thoth´a devredilir. Heliopolis´de, bedel olarak bir Fener Şehri kurulur.
- MÖ 8500: Karakol mevkileri kurulur. Jericho, bunlardan biridir.
- MÖ 7400: Barış çağının devam etmesiyle Anunnaki insanları yeniden ilerlemeye başlarlar. İkinci Taş Devri başlar ve yarı ilah-yarı insan varlıklar Mısır´ı yönetirler.
- MÖ 3800: Eridu ve Nippur´la başlayan Anunnaki´nin tekrar kurduğu eski şehirlerin bulunduğu yerde yani Sümer´de bir uygarlık başlar. Anu ziyaret için dünyaya gelir. Yeni kent Uruk (Erech), onun onuruna inşa edilir. Tapınağı sevgili kız torunu Inanna/Ishtar için yapar.
UnutulmuÅŸ Tarihin Kronolojisi III
3- Dünya Krallıkları;
- MÖ 3760: İnsanlık, krallıkları kabul eder. Kish, Ninurta´nın himayesi altındaki ilk başkenttir. Takvim, Nippur´da başlar. Medeniyet, Sümer´de (ilk bölge) meyvesini verir.
- MÖ 3450: Yönetim Sümer´den Nannar/Sin´e geçer. Marduk, Babil İmparatorluğu´nu ilan eder.
- MÖ 3100: 350 yıllık kaosun ardından Mısır´da firavunluk kurulur ve ilk firavun Memfis´de tahta oturur.
- MÖ 2900: Sümer Krallığı Erech´e göçer; İnanna Üçüncü Bölge´nin özgürlüğünü verir; burası Hindistan´daki Indüs Vadisi uygarlığıdır.
- MÖ 2650: Sümerler´de büyük karışıklıklar. Enlil, isyanlar karşısında sabrını yitirir.
- MÖ 2371: Inanna, Sharru-Kin´e (Sargon) aşık olur. Sharru-Kin yeni bir başkent kurar; Agede´de. Akadlar, bir imparatorluk başlatırlar.
- MÖ 2316: Dört bölgeye hükmetmeyi amaçlayan Sargon, Babil İmparatorluğu´ndan kutsal toprak getirir. Marduk-Inanna çatışması tekrar alevlenir. Çatışma, Marduk´un kardeşi Nergal´ın, Marduk´u Mezopotamya´yı terketmeye ikna etmesiyle sona erer.
- MÖ 2291: Inanna´nın emriyle Narram-Sin, Sina Yarımadasına girerek Mısır´a saldırır.
- MÖ 2255: Inanna Mezopotamya´ya el koyar. Naram-Sin Nippur´a meydan okur. Büyük Anunnaki Agade´yi yok eder. Inanna kaçar. Akad ve Sümer ülkeleri, Enlil ve Ninurta´ya sadık yabancı askerler tarafından işgal edilir.
- MÖ 2220: Sümer uygarlığı, Lagash´da yükselir. Thoth, Ninurta adına bir zigurat tapınak inşa edilmesi için Kral Gudea´ya yardım eder.
- MÖ 2193: Bir papaz ve bir kraldan gelen aileden Peygamber İbrahim´in babası Terah, Nippur´da doğar.
- MÖ 2180: Mısır bölünür. Ra/Marduk yandaşları güneyi ele geçirirler. Firavunlar, Aşağı Mısır´da kalarak Ra/Marduk´a karşı çıkarlar.
- MÖ 2130: Enlil ve Ninurta yandaşlarının sayısı artınca Mezopotamya´daki merkezi otorite bozulur. Inanna´nın krallığı tekrar ele geçirme çabaları başarısızlıkla son bulur.
UnutulmuÅŸ Tarihin Kronolojisi IV
Kaçınılmaz Yüzyıl:
- MÖ 2123: Peygamber İbrahim Nippur´da doğar.
- MÖ2113: Ur, yeni imparatorluğunun başkenti ilan edilir. Ur-Nammu kral ve Nippur´un Vekili olur. İbrahim´in babası Nippur´lu papaz Terrah sarayda görev almak için Ur´a gelir.
- MÖ 2096: Ur-Nammu savaşta ölür. Halk, onun zamansız ölümünü, Anu ile Enlil´nin ihaneti olarak düşünür. Terah, Harran´a gitmek için ailesiyle yola çıkar.
- MÖ 2095: Shulgi, Ur´da krallığını ilan eder ama Inanna´nın çekiciliğine kapılarak onun aşığı olur. Larsa´yı Elaniteler´e verir.
- MÖ 2080: Ra/Marduk´a sadık Theban prensleri kuzeyi yani Aşağı Mısır´ı sıkıştırırlar.
- MÖ 2055: Nannar´In emirleriyle Shulgi, Elamite alayını Canaanite kentlerindeki kargaşayı bastırmak için gönderir. Elamiteler, Sinai Yarımadası´na ve buradaki roket alanına açılan geçite ulaşırlar.
- MÖ 2048: Shulgi ölür. Marduk Hititler ülkesine girer. İbrahim seçkin süvarilerinin başında Güney Canaan´ı emir altına alır.
- MÖ 2047: Amar-Sin (Kutsal Kitaba ait Amraphel) Ur´un kralı olur. İbrahim Mısır´a gider, yedi yıl kalır ve daha çok askerle geri döner.
- MÖ 2041: Inanna´nIn rehberliğiyle Amar-Sin, Doğu Krallığı koalisyonunu oluşturur ve ardından Sina ve Canaan´a askeri sefer başlatır. İbrahim, roket alanına giden geçitteki ilerlemeyi keser.
- MÖ 2024: Marduk yandaşlarını toplayarak Sümerliler´in üzerine yürür ve Babil´de tahta çıkar ve sonra savaşarak Mezopotamya´ya yayılır. Nippur´un tapınağını yıkar ve Enlil´in cezalandırılmasını ister. Enki karşı çıkar fakat oğlu Nergal, Enlil´i desteklemektedir. Nabu, roket alanını kuşatınca, Büyük Anunnaki nükleer silahların kullanılmasını onaylar. Nergel ve Ninurta, roket alanını ve asi Canaanite kentlerini nükleer güçle yok ederler.
- MÖ 2023: Rüzgarlar, radyoaktif bulutları Sümerler´in üzerine taşır. İnsanlar ve hayvanlar korkunç bir ölümlerle ölürler. Sular zehirlenir ve toprak verimsiz hale gelir ve Büyük Sümer uygarlığı sona erer.
Inanna´ye Övgü
Kutsal bir varlık, berrak gökte yapayanlız,
Bütün insanlar ona yönelik,
Tatlı bir merakla, göklerin merkezinden bakıyor,
İnsanlar Kutsal Inanna´dan önce gösteriş yapıyordu,
Akşamın kutsal kadını, yükseklerdeki Inanna,
Inanna, sana yaraşır övgüler sunuyorum,
Akşamın kutsal kadını, ufkun ötelerinde,
Gün batarken en parlak yıldız, ışığı göğü dolduruyor,
Akşamın kutsal kadını, cesaretle göklerden geliyor,
Tüm insanlar gözlerini onun gözlerine yükseltiyor,
Kutsal öküz boyunduruğunda onun için böğürüyor,
Canavarlar, bozkırlarda yaşayan tüm yaratıklar,
Şehvetli meyveli bahçeler, yeşil kamışlar ve ağaçlar,
Derinliklerin balıkları ve göklerin kuşları,
Inanna hepsine uykuyu getiriyor,
Yaşayan yaratıklar ve insanlar önünde diz çöküyor,
Seçilenler onun için zengin yiyecekler ve içecekler hazırlıyorlar,
Inanna kendisini, toprakta yeniliyor,
İnsanlar kutluyor,
Onun sevgilisi genç adam aşk yapıyor,
Tatlı bir merakla, göklerin merkezinden bakıyor,
İnsanlar Kutsal Inanna´dan önce gösteriş yapıyordu,
Akşamın kutsal kadını, yükseklerdeki Inanna,
Inanna, sana yaraşır övgüler sunuyorum,
Akşamın kutsal kadını, ufkun ötelerinde,
“KimliÄŸi bilinmeyen bir Sümer Ozanı”
1 Comment
at 20:27 - 27th Kasım 2007 Permalink
hiç beyenmedim
Post a Comment